TARIM ORKAM SEN 8. DÖNEM 4. KADIN
MECLİSİ
SONUÇ BİLDİRGESİ
(07.03.2026 –
İZMİR)
GÜNDEM MADDELERİ
Dünya genelinde kadın hakları
ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kazanımların gerilediği görülmektedir.
Küresel endeksler eşitlik hedefinin hâlâ çok uzak olduğunu gösterirken, sağ ve
otoriter yönetimlerin politikaları kadınların mücadeleyle elde ettiği hakları
hedef almaktadır.
Afganistan’da Taliban yönetimi
kadınlara yönelik ağır kısıtlamalar getirirken, Libya’da kız çocuklarına
yönelik yasaklar genişletilmektedir. Buna karşın Polonya’da yeni hükümetin
attığı adımlar, Fransa’nın “Feminist Diplomasi Stratejisi” ve Avrupa Birliği’nin
eşitlik direktiflerini güncellemesi gibi gelişmeler ise kadın örgütlerinin ve
uluslararası sendikal hareketin mücadelesi sayesinde ortaya çıkan sınırlı
ilerlemeler olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’de ise AKP iktidarının
emek, demokrasi ve laiklik karşıtı politikaları toplumsal yaşamın birçok
alanında baskıyı artırmaktadır. Çalışma yaşamında güvencesiz istihdamın
yaygınlaştırılması, düşük ücret politikaları ve sendikal hakların daraltılması;
örgütsüz ve itiraz etmeyen bir emek rejimi yaratma hedefinin parçasıdır. Aynı
zamanda ifade özgürlüğüne yönelik soruşturmalar, gazetecilerin tutuklanması,
kayyum uygulamaları ve muhalif kesimlere yönelik baskılar demokratik alanın
giderek daraltıldığını göstermektedir.
Eğitim alanında müfredatın
dinselleştirilmesi, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller ve laik eğitim
karşıtı uygulamalar laiklik ilkesinin sistematik biçimde aşındırıldığını ortaya
koymaktadır. Bu uygulamalara karşı yükselen toplumsal itirazlara yönelik
soruşturmalar ve baskılar ise iktidarın eleştirel sesleri susturma politikasını
sürdürdüğünü göstermektedir.
Kadın politikaları açısından ise
“aile” merkezli yaklaşım kadınları kamusal alandan dışlamayı ve bakım yükünü
yeniden kadınların omuzlarına bırakmayı hedeflemektedir. İstanbul
Sözleşmesi’nin kaldırılması, 6284 sayılı yasanın etkisizleştirilmeye
çalışılması ve cezasızlık politikalarının kadına yönelik şiddetin artmasına
zemin hazırlamaktadır. Kadın örgütlerinin verileri kadın cinayetlerinin ve
şüpheli kadın ölümlerinin artmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu tablo,
eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam için kadınların ve emek-demokrasi
güçlerinin ortak mücadelesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya
koymaktadır.
Sendikamız 8. Dönem 4. Kadın
Meclis toplantısı yoklamanın ardından başladı.
Divan oluşturulması ve saygı duruşundan sonra Genel Başkan Serap BAYSAL’ın
konuşmasının ardından, sendikal ve sürecin değerlendirilmesine ilişkin
konuşmalar yapıldı. Şube kadın meclislerinin çalışma raporları sunuldu ve
değerlendirmeler yapıldı.
KESK Kadın Sekreteri Döne
GEVHER’in siyasal sürecin değerlendirilmesine ilişkin konuşmasını yaptı ve tüm
çalışma raporlarının değerlendirilmesine katkı sundu.
Çalışma komisyonlarının
raporlarının sunumuna geçildi.
1-LABORATUVAR ÇALIŞANLARI
KADIN EMEKÇİLERİN KARŞILAŞTIĞI AYRIMCILIK VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Gıda Kontrol Laboratuvarları’nın sorunlarına ait raporu Serap AKÇADAĞ sundu.
Raporda laboratuvar ortamında çalışan kadın emekçilerin kimyasal madde solumasından
kaynaklı sağlık sorunları, gebeliklerin riskli hale gelmesi (düşük riski-ölü
doğum), kadın emekçinin mesleki eğitim olanaklarına ulaşımda fırsat eşitliği
olmaması ve performans sisteminin kadınlar üzerindeki olumsuz koşulları konuşuldu.
Gıda kontrol laboratuvarları dışındaki diğer laboratuvarlarda çalışan kadın
emekçilerin sorunlarının da tespit edilerek rapora eklenmesi kararlaştırıldı.
2-GIDA DENETİMİNDE KARŞI
KARŞIYA KALINAN ŞİDDET; AYRIMCILIK VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Gıda Denetiminde çalışan kadın
emekçilerin sorunlarına ilişkin raporu Gönül AKGÖZ sundu. Denetimlerde kadın
çalışanların mobbing ve saldırıya uğraması, can güvenliklerinin sağlanamaması,
kurum amirlerinin; saldırıya uğrayan kamu emekçisine sahip çıkmaması, çözüm
üretilmemesi, çözülmesi gereken önemli konular olarak ifade edildi. Şiddete
uğrayan kamu emekçisi kadının maruz kaldığı şiddetin, sırf kadın olmasından
kaynaklı olarak kamu davasına dönüşmediği dile getirildi . Gıda kontrollerinde
kolluk kuvvetlerinin eşlik etmesi önerildi. Gıda denetçisi olarak çalışan kamu
emekçilerinin eğitimlerinin yeterli olmadığı, hizmet içi eğitimlerinin düzenli
aralıklarla yapılmasının sağlanması kararlaştırıldı. Didem KAYIKÇI, 5996 kapsamında denetim yapan
tüm kadınların sorunlarının rapora yansıtılarak içeriğinin genişletilmesini
önerdi.
3-TARIMSAL ÜRETİMDE KADIN
EMEKÇİLERİN KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Merkez ve taşra birimlerinde
çalışan kadın emekçilerin sorunları sunumunu Sibel HALICI yaptı. Rapora kadın
personelin iş yerinde ya da alanda, sahada, denetim yerlerinde uğradığı fiziksel ve cinsel saldırı ve mobbing ile
mücadele için de İLO'nun 190. Maddesinin rapora eklenmesi kararlaştırıldı. Kurumların
resmi araçlarının yetersizliği öne sürülerek
kamu çalışanlarının kendi araçları ile göreve gitmelerinin yasal olmadığı, yine
aynı gerekçe ile çiftçinin veya ihracatçının özel araçları ile göreve gidilmesinin
de yasal olmadığı, kurumlarda şoför eksikliği gerekçesi ile göreve gidecek
teknik personelin, kurumun resmi aracını kullanması için şoförlük oluru
alınmasının yasal sıkıntıları ve riskleri değerlendirildi. Bahsedilen konuların
rapora eklenmesi kararlaştırıldı.
4-YANLIŞ TARIM POLİTİKALARININ
GÖLGESİNDE HAYVANCILIK VE KADIN VETERİNER SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SORUNLARI
Gerek kamu kurumu yöneticilerinin
gerekse hayvan sahiplerinin kadın veteriner sağlık çalışanlarını muhatap
almamaları, kadın çalışanları yetersiz görmeleri, sahada hayvan sahipleri veya çiftçinin
tacizine maruz kalabilmeleri, 5996 sayılı kanun kapsamında, veteriner sevk
raporu için hayvanı gidip görmek zorunda olduklarından, kamu kurumlarında resmi
araç yetersizliği gerekçesi ile araç verilmediğinde, görev sahasına çiftçinin
veya hayvan sahibinin özel aracı ile gidilmek zorunda kalınmasının sakıncaları
değerlendirildi. Bu hususlarla ilgili detaylı çalışmaların yapılıp rapora
eklenmesi kararlaştırıldı.
5- EKOLOJİK KIRIM VE KADIN
EMEĞİ
Komisyon raporunu Aysel BARS ORAK
okudu. Komisyon tarafından hazırlanan raporun ilk etapta belli bir bölge için
hazırlandığı, ilerleyen süreçlerde Türkiye’nin tüm bölgelerindeki ekolojik
yıkımları ve doğa tahribatlarını da rapora ekleyerek raporun içeriğinin
genişletileceği ifade edildi. GES projeleri ile hayvancılığın bitirildiği,
ekolojik dengenin tahrip edildiği ve bu konuya dair çalışma yapılması önerildi.
Eko kırıma karşı, sürdürülebilir enerji kaynaklarının kamu eliyle kurulması,
ekonomik ömrünü tamamlayan sistemlerin çıktılarının doğaya zarar vermeden geri
dönüşümünün yine kamu eliyle sağlanması gerektiği ifade edildi.
Afet bölgelerinde yaşanan
ekolojik kırımın kadının bedensel ve ruhsal sağlığına etkileri, kaynaklara
ulaşımdaki eşitsizliklerin de rapora dahil edilmesi kararlaştırıldı. Bu
bağlamda ekolojik krizlerin toplumsal cinsiyet boyutu vurgulanarak, kadınların
afet ve kriz süreçlerinde daha kırılgan hale gelmesinin sebeplerinin kadın
emeğinin istihdama yansıması ile ilgili çalışmanın genişletilmesi ve rapora yansıtılması önerildi.
Bu raporda Hakan TOSUN’un ekolojik çalışmalarına atıfta
bulunulmasının, raporun akademik ve politik zeminini güçlendireceği ifade
edilmiştir.
6-ORMAN EMEKÇİSİ KADINLARIN
CİNSİYETÇİLİĞE KARŞI YAŞADIKLARI SORUNLAR VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Kadın Orman Emekçileri çalışma
raporunu Suzan KOTAY sundu. Orman alanında kadın çalışan sayısının az olması,
terfilerde eşitsizlik, iş kıyafetlerinin erkek bedenine göre tasarlanması,
arazide hijyen ve barınma sorunu, tuvalet yetersizliği, erkek çalışanların
kullandığı cinsiyetçi dil ve aşağılayıcı söylemlerin olduğu ifade edildi. Orman
Genel Müdürlüğü’nde çalışan kamu emekçilerinin kadın ve erkek sayıları, alana,
araziye göreve çıkan kadın ve erkek emekçilerin sayılarının belirlenerek rapor
yansıtılması önerildi. Orman Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı işe alım
ilanlarının cinsiyet ayrımcı maddelerinin Sendikamız tarafından dava edildiği
ve dava sürecinin rapora eklenmesi de önerilmiştir.
7-GEZİCİ VE GEÇİCİ TARIM
EMEKÇİLERİNİN SORUNLARI
Komisyon raporunu Zarife YILDIZ
sundu. Gezici ve geçici tarım emekçilerinin büyük bölümünün sağlıklı barınma,
temiz su ve banyo- tuvalet ve temel hijyen olanaklarından yoksun yaşadıkları,
çalışanların sürekli yer değiştirmesi nedeniyle çocukların eğitime erişimde
süreklilik sağlanamaması ve sorunlar yaşanması, eğitimde fırsat eşitliği
ilkesinin hayata geçememesi ifade edildi. Geçici yaşam koşulları ve kayıt
dışılık nedeniyle kadın emekçilerin ve çocukların sağlık hizmetlerine düzenli
ve eşit şartlarda ulaşamadığı ifade edildi. Çalışanların etnik kökenlerinden
dolayı ayrımcılık ve ırkçılığa maruz kaldıkları bu nedenle zaman zaman can
güvenliği sorunları yaşandığı ifade edildi. Kadın ve çocukların emeklerinin
“dayıbaşı” sistemi tarafından gasp edilebildiği, ücretlerinin eksik
ödenebildiği, bu duruma karşı çıktıklarında tarım emekçilerinin şiddete maruz
kaldıkları ifade edildi ve tüm bu
maddelerin rapora eklenmesi önerildi.
Toprak Mahsulleri Ofisi
çalışanlarının sorunlarını Nesrin KAYHAN dile getirdi. TMO’da yönetim ve karar
alma mekanizmalarında kadınların temsiliyetinin son derece sınırlı olduğu, eşit
görev dağılımı ve kariyer olanaklarında eşitsizlik ortaya çıktığı, çalışma
koşullarının yoğun ve güvencesiz olduğu
ifade edildi. Hasat döneminde artan iş
yükü, uzun çalışma saatleri ve düzensiz mesai saatlerinin kadın emekçiler için
hem fiziksel hem sosyal açıdan ciddi yük oluşturduğu, bu sorunları dile getiren
çalışanların ise idari baskı gördüğü, mobbing ve cinsiyet ayrımcı tutumlara
maruz kaldıkları ifade edildi.
Komisyon raporlarına Kadın Meclisi tarafından yapılan önerilerin 1 Mayıs 2026 tarihine kadar raporlara eklenmesi kararlaştırıldı. Sunumlarının tamamlanmasının ardından, önümüzdeki dönem sendikal mücadele ve kadın meclisinin çalışmalarına dair görüş ve önerilerden sonra toplantıya son verildi.
13-09-2024